Welcome, visitor! [ Register | Login

Trikomonas Hastalığı

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Yaygın hastalıklar arasında yer alan ve cinsel yolla bulaşan hastalığa verilen isimdir. Bu hastalık Trichomonas vaginalis adı verilen bir parazit sonucu bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalık hem erkekte hem de kasın da hastalık yaratabilmektedir. Bu hastalığa yakalanan erkeklerde normal olarak hiçbir belirti görülmez. Genellikle idrarda ağrı, yanma şikâyeti yapar. Böylece sıklıkla hastalık belirtilerine yol açan bu hastalık, kadında idrar yoluna ve vajina yerleşmektedir. Erkekte ise, idrar yolu, mesane ve prostatı enfekte edebilmektedir. Böylece yaygın hastalıklar arasında yer alan Trikomonas hastalığı kadınların yüzde 17’sinde görülmektedir. Ayrıca Trikomonas, çoğunlukla erkeklerde fark edilmedi için, belsoğukluğuna bağlı olmayan idrar yolu hastalıklarının yüzde 15’ini oluşturmaktadır. Ayrıca bu hastalığa yakalanan kişi de belirtiler yakalandıktan 4 ile 20 gün arasında arasında kendisini gösterir. Bu hastalığın belirtileri kısa sürede kendisini gösterdiği için bulaşmamak için mutlaka dikkat edilmesi gerekir. Bu hastalık cinsel ilişkiyle bulaştığı gibi başka ender görülen yollarla da bulaşabilir. Ender görülen bu yollar arasında kadınlarda ve küçük kızlarda dölyolu iltihabı gibi belirtilerde bu hastalığın görülmesine yardımcı olmaktadır. Bu hastalığın önlemi önceden alınmadığı sürece hastalık cinsel ilişkiye giren eşler için oldukça ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu sorunların belirtileri de önceden kendisini hissettirmeye başladığı için mutlaka önceden tedavi için uzman doktora başvurulma ve olası bir durum sonucunda gerekli müdahalelerin yapılarak hastalığın daha çok bulaşmasının önüne geçilmelidir.

Trikomonas Paraziti

Bu hastalığa neden olan etki Trichomonas vaginalis olduğu için bu kamçılı olan bir bir hücrelidir. Vejetatif olan bu hastalık çok hareketli olma özelliğine sahiptir. Ayrıca boyu da 10 ile 30 mikron arasında değişmektedir. 3-5 ön ve 1 arka kamçısı bulunduğu için badem şeklindendir. Ayrıca bölünme şekli uzunlamasına olduğu için yalın bir şekilde bölünmeyle çoğalmaktadır. Bu parazitin kist biçimi bulunmamaktadır ve boşaltım, üretim sistemlerinde yaşamaktadır. Birçok özelliği bulunduğu için bu hastalık hem erkekler için hemde bayanlar için oldukça tehlikeli hastalıklar arasında yer almaktadır. Birçok özelliğe sahip olan bu parazit, oldukça tehlikeli ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer almaktadır. Gerekli müdahalelerin yapılmaması durumunda erkeklerde ve bayanlarda olumsuz sonuçlara neden olacaktır. Ayrıca bu parazit, çok hareketli olma özelliğine sahip olduğu için çoğalmaktadır. Ayrıca bu parazit, kaşınma, yanma, ağrı gibi durumlar sonucu görülmektedir.

Hastalığın Bulaşma Biçimi

Trikomonas hastalığı, yalnızca cinsel ilişkiyle bulaşmaktadır. Bu hastalığın bulaşma biçimi korumasız bir şekilde cinsel ilişkinin yaşanmasıdır. Ayrıca bu hastalık ender görülen yollarla da bulaşmaktadır. Kadınlarda görülen bu yollar arasında beden temizliği gereçleri yer almaktadır. Fakat bu yolla görülen bulaşıcı hatalık kadınlarda çok ender bir şekilde görülmektedir. Bu hastalığın asıl bulaşma yolu cinsel yollarla olmaktadır. Ayrıca bu hastalığın ender görülmesine neden olan hastalıklar arasında bakire kadınlarda ve küçük kızlarda dölyolu iltihabı gibi nedenler yer almaktadır. Asıl bulaşma yolu cinsel ilişki olduğu için hem bayanlar hemde erkekler bu hastalığa karşı çok dikkatli olmalıdırlar. Başka herhangi bir yolla ender olmasa da bulaşmayan bu hastalık, çok sık görülen bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır.

Hastalığın Teşhis Edilmesi

Bu hastalığın teşhis edilmesi, Trikomanas’ın saptanmasına dayanmaktadır. Böylece kadın ve erkekte görülen bu hastalık tanı için önemlidir. Ayrıca dolaysız olarak kadında akıntının incelenmesiyle, erkekte ise prostat masajından sonra idrar yolu akıntısının özel ortamlarda üretilmesiyle teşhis konulmaktadır. Bunun yanısıra kadında sarı, yeşil, kötü kokulu, karın ağrısı, doktorun yaptığı muayene sonrası elde edilen sonuçlar bu hastalığın belirtileri arasında yer alabilir.  Ayrıca Trikomonas hastalığı için incelemede bulunurken her zaman için birlikte bulunabilecek mikroplarda aranmalıdır. Erkekler için bir başka neden ise, kadın ile olan cinsel yaşamı, tedavi olmasına rağmen şikâyetlerin devam ediyor olması, idrar yaparken yanma, ağrı gibi bulguların oluşması bu hastalığının belirtilerine yol açabilir. Bu durumda hastalığın erken teşhis edilmesi durumunda gerekli müdahaleler mutlaka uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır. Tedavi süreci bittikten 1 hafta içerisinde bayan veya erkekler cinsel ilişkiye girebilmektedir.

Trikomonas Hastalığı Tedavisi

Özel yöntemler sayesinde iyileştirilebilen Trikomonas hastalığı, iyicil hastalıklar arasında yer almaktadır. Böylece boşaltım ve üreme sitemleri Trikomanas, tüm cinsel hastalıklarla birlikte alınması gereken önlemler arasında yer almakta ve bu önlemler de özel tedavi yöntemlerinden yararlanır. Bu sayede tedavi için;

  • Kadınlar için dölyoluna yerleştirilen metronidazol fitilleri kullanılır.
  • Ayrıca tedavi, her iki eşe birlikte uygulanmalıdır.

Böylece önlemi alınabilir bulaşıcı hastalıklar arasında yer alan Trikomonas, erken saptandığı sürece iyileştirilebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Böylece doktor tarafından bırakılan teşhis sonrası tedavi doktorun vermiş olduğu antiparaziter ilaçlar ile yapılmaktadır. Bu zaman süreci içerisinde doktorun vermiş olduğu ilaç bitene kadar cinsel ilişkiden ve alkolü içkilerden uzak durulmalıdır. Böylece tedavi süreci bittikten 1 hafta sonra hata yavaş yavaş iyileşmeye başladığı için cinsel ilişkiye yaşayabilir. Ayrıca bu hastalık için doktora başvuran bayan ve erkekler eğer enfeksiyon bulaşmış ise mutlaka tedavi olmalıdırlar. Böylece bu hastalığa yakalanan kişiler veya bu hastalığın belirtilerinin başlaması üzerine mutlaka erkek veya bayan hasta kişiler alanında uzman doktora başvurarak tedavi süreçlerini başlatmalıdırlar. Ayrıca bu hastalığa yakalanan eşler, birlikte tedavi edilmelidir. Çünkü ikisi birlikte tedavi edilmezse bu hastalık büyük sorunlara yol açabilir.

Hastalığın Erkek ve Bayanlar İçin Klinik Biçimleri

Trikomonas hastalığı, erkek ve bayanlarda farklı bir şekilde görünüme sahip olabilir. Bayanlar için bu hastalık değişik görünüme sahiptir. Bu görünümler arasında, dölyolu iltihabıyla, kaşıntıyla birlikte oluşan biçimdir. Böylece dölyolunda kreme benzeyen beyaz salgılar vardır. Muayenede bu dölyatağı iltihabı görülür. Ayrıca çok görülmese de ender bir biçimde idrar torbası iltihabı görülür. Ayrıca bu görünüm, özel bir niteliği olmayan akıntıyla birlikte oluşan biçimdir. Böylece bayanlarda görülen bu biçim tedavi edilmezse, evrim süreğenleşmeye doğrudur. Bu hastalık erkeklerde ise, çok sayıda olan sağlam taşıyıcılar hastalığın bulaşmasına neden olabilirler. Böylece bu hastalık erkeklerde bazı durumlara yol açabilir. Bu durumlar arasında ağrılı idrara, tedavi edilmezse akıntıyla birlikte oluşan idrar yolu iltihabına neden olmaktadır. Kadın ve erkekler için farklı bir şekilde görünüme sahip olan bu hastalık erken teşhis sonucu en engellenmektedir. Böylece cinsel yolla olmasına rağmen bu hastalık özel tedavi süresince engellenmektedir.

Hamile Kadınlarda Hangi Şikâyetlere Yol Açar?

Trikomonas hastalığı, hamile kadınlara da bulaşarak hamile kadınlarda birçok şikâyete yol açmaktadır. Ayrıca bu hastalığa yakalanan kadınlar bu hastalığa yakalandıklarını bilmedikleri için hamile kalabiliyorlar ve birçok şikâyet sonucu tedavi olmaya başlıyorlar. Bu şikâyetler arasında hamile kadınlarda erken doğuma, su kesesinin erken açılmasına, düşük ağırlıklı doğuma, hamilelik döneminde ateşli hastalıklara yol açmaktadır. Ayrıca bu hastalık doğum esnasında dahi doğana da bulaşmaktadır. Böylece hamilelerde birçok duruma yol açan bu hastalık, teşhis edildiği zaman mutlaka tedavi edilmelidir. Ayrıca hamile kadınların karşılaşmış oldukları en ufak bir şikâyette kısa sürede uzman doktorlara görünerek tedavi süreçlerini başlatmaları gerekmektedir.

 

 

Bulaşıcı Klamidya Hastalığı

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Birçok cinsel hastalık türü, genellikle evlilik dışı ilişkilerle meydana gelmektedir ve cinsel ilişki yoluyla insanlara bulaşmaktadır. AIDS, sifiliz (frengi) ve klamidya, bu hastalıklardan bazılarıdır. Klamidya hastalığı, erken teşhis ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Günümüzde en yaygın türü CHBY klamidya hastalığıdır. Frengi ve AIDS kadar tehlikeli değildir. Tedavi edilmediğinde, kısırlık, zatürre ve görme bozukluğu gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. İlk anda teşhis edildiğinde, antibiyotik tedavisi % 80- 90 başarı sağlamaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi, klamidya hastalığında erken teşhis, tedavinin ilk önemli adımı olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Klamidya Hastalığı

 

Klamidya, ‘klamidia’ veya ‘chlamydia’ şeklinde yazılmaktadır. Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Genital enfeksiyonlara sebep olan mikroorganizmalardır. Chlamydia trachomatis adı verilen bir mikroorganizmanın sebep olduğu bir hastalıktır.

 

Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde çok yaygındır. Bunun nedeni, yanlış cinsel ilişki yöntemlerinin ve evlilik dışı ilişkilerin yaygın olmasıdır. Amerika’da, 4 milyon kişide bu hastalık vardır. Bu hastalığın belirtisi olmadığı için, birçoğu hastalığından habersizdir. 16.yy’da bütün Avrupa’yı kasıp kavuran, sifilik (frengi) hastalığı, evlilik dışı ilişkilerin neden olduğu bir hastalıktı. Hıristiyanların hastalığı olarak bilinmekteydi. Klamidya hastalığı da bu gün için Avrupa’da oldukça yaygındır. Bunun nedeni, aile kültürünün yok olması ve evlilik dışı ilişkilerin yaygın olmasıdır. Ayrıca, anal ve oral seks gibi çok yanlış yöntemlerin, toplumda normalleşmesi, klamidya, sifilik ve gonodom gibi birçok hastalığa neden olmuştur. Homoseksüellik ve lezbiyenlik gibi cinsel ilişki anlayışları, bilinmeyen birçok hastalığa kapı açmaktadır. Bu hastalıklardan biri de klamidya hastalığıdır.

 

Klamidya hastalığı teşhis edilebilmektedir ve tedavi edilebilmektedir. Tedavi edilmediği zaman, kısırlığa yol açmaktadır. Bu hastalık arpacık, zatürre ve lenf hastalığına da sebebiyet verir. Nadirde olsa, göz ve eklemlerde rahatsızlığa neden olabilir. Bu rahatsızlığa reiter sendromu denilmektedir. Klamidya mikroorganizmalar, insan vücudunda her hangi bir belirti vermeden dolaşırlar. Genellikle başka bir hastalığın teşhisi esnasında fark edilir. Evlenmeden önce çiftlerin muayene olması, oldukça önemli bir husustur. Sağlıklı nesiller için ve doğacak olan bebekte her hangi bir sıkıntının meydana gelmemesi için, evlilik öncesi muayene ihmal edilmemelidir. Oral veya anal seks diye tabir edilen ve çok yanlış olan cinsel yöntemler terk edilmelidir. Evlilik dışı ilişkilerde bulunanlarda, klamidya virüsünün bulunma olasılığı daha fazladır.

 

Klamidya Hastalığı Belirtileri

 

Kadınlarda bu hastalığın belirtileri şu şekildedir:

 

  • Cinsel ilişki esnasında ortaya çıkan anormal kanamalar
  • Dış genital bölgede yaraların çıkması
  • Ağrılı cinsel ilişkiler
  • Vajinada, şişlik, yanma, kaşınma ve kızarıklık
  • Sık idrara çıkma
  • İdrar yaparken yanma
  • Vajinal akıntının hafif sarımsı olmasıdır

 

Bu belirtiler klamidya hastalığının dışında, diğer vajinal hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle, bu belirtiler tek başına klamidya hastalığı belirtisi değildir. ‘Non spesifik semptom’ adıyla anılan bu belirtiler, diğer vajinal hastalıklarında belirtisi olabilir. Klamidya hastalığı, vajinal bölgeden, swab ve kültür alınmasıyla teşhis edilebilir. Test işlemlerinde yeni çıkan yöntemler, tedavi sürecini kolaylaştırmaktadır. Bu yeni yöntemde, bayanlar evde bir çubukla vajinadan numune alarak, test için laboratuvara getirmektedir. Bu şekilde, muayene olmaktan utanan hastalar için, kolay bir çözüm üretilmiştir. Klamidya hastalığının tedavisinde, en önemli problemlerden biri, hastanın utanmasıdır. Cinsel hastalıkların tedavisinde, öncelikle hasta bilinçlenmelidir.

 

Klamidya hastalığının belirtileri bazen erkeklerde de görülebilir. Cinsel yolla bulaştığı için, kadından erkeğe geçme olasılığı da vardır. Erkeklerde idrarda yanma ve sarımsı akıntıların gelmesi, klamidya hastalığının belirtisi olabilir. Bir hafta içerisinde, kaç kişi ile cinsel ilişkiye girildiyse, o kişilerinde kültür örnekleri alınıp teste tabi tutulması gerekir. Kısırlık, bu hastalığın tedavi edilmemesi sonucunda meydana gelen en ciddi sorundur. Bu nedenle, yapılan testler sonucunda klamidya bulgularına rastlanılan kişi, hemen tedaviye başlamalıdır. Klamidya, sadece kadınlarda kısırlığa neden olmaz. Erkeklerde de kısırlığa neden olabilir. Ayrıca, erkeklerde prostat intihabına neden olabilir. Evlilik dışı cinsel ilişkiyi hayat tarzı yapanlar, düzenli jinekolog testine tabi tutulmalıdır.

 

Rahim ağzı kanalında üreyen klamidya, cinsel yolla alınır. Burada üremeye başlayan klamidya, yukarı doğru çıkmaya başlar ve yumurtalıklara ulaşır. Böylece, Pelvik intihabı hastalığı ortaya çıkar. Doğurganlığı ve gebeliği önleyen bu hastalık, kadınlarda kısırlık sorununun en belirgin nedenleri içerisinde yer alır. Klamidya, düşük yapma ve erken doğum gibi sorunların başlıca nedenidir. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken bir hastalıktır.  Bebeklere geçtiği zaman, körlüğe kadar gidebilen arpacık hastalığına neden olabilmektedir. Ayrıca, yeni doğan bebeklerde atipik zatürre olma olasılığı da meydana gelmektedir. Sağlıklı nesiller için, evlilik dışı ilişkilerden, anal ve oral seks gibi çok yanlış cinsel ilişki yöntemlerinden uzak durmak gerekir. Evlenecek kişiler, evlenmeden önce, gerekli bütün testlerden geçmelidir. Bayanların, hamilelik dönemlerinde, klamidya testi yaptırması, doğacak olan bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için önem arz etmektedir.

 

Bu virüs, aynı tuvaleti kullanmayla veya aynı havuzda yüzmeyle bulaşmaz. Bulaşması için cinsel ilişki gerekir. Bulaşıcı özelliği bakımından, frengi kadar bulaşıcı değildir. Frengi hastalarının özel eşyaları dahi kullanılmazken, klamidya hastalığı kategorisinde, böyle bir şey söz konusu değildir. Bu nedenle, ilk anda hemen ilaç tedavisine başlamak gerekir. Başta önemsiz gibi görünen bir hastalık olsa da, ilerleyen safhalarda kısırlık, zatürre, görme bozukluğu ve eklem ağrıları gibi birçok rahatsızlığa neden olabilir.

 

Klamidya virüsü, sağlıklı bireylerden bulaşmaz. Bu virüsü taşıyan birisi, cinsel ilişkide bulunduğu kişiye, enzimler yoluyla bulaştırır. Bu virüs sadece cinsel yolla vücuda girmez. Ağız yoluyla da vücuda girebilir. Bu yol, oral seks yöntemidir ve son derece sağlıksızdır. Bu sağlıksız cinsel ilişki yöntemi, sadece klamidya hastalığına neden olmaz. Birçok zührevi hastalığın nedeni, yanlış seks yöntemleridir. Bu nedenle, evlilik dışı ilişkilerden uzak durmak gerekir. Evlenecek kişiler de, doğal yoldan cinsel hayatlarına devam etmelidir. Prezervatif yüzde yüz koruma sağlamaz. Prezervatif kullanan kişilerde, gebeliğin ortaya çıkması, bu yöntemin yüzde yüz koruma sağlamadığını göstermektedir. Aynı şekilde, bulaşıcı hastalık konusunda da yüzde yüz etkili değildir. Cinsel konuda gençlerimizi eğitmemiz, klamidya hastalığı gibi hastalıkların yayılmasını önleyecektir.

 

Klamidya Hastalığı Tedavisi

 

Bu hastalığın tedavisinde, uzman doktor yöntemleri tercih edilmelidir. Jinekolog konusunda uzman bir doktora başvurduğunuzda, vajinal bölgeden alınan kültür, gerekli testlerden geçirilir. Klamidya için uygun antibiyotik ilaçlar, bu tedavide tavsiye edilen ilaçlardır. Tavsiye edilen antibiyotikler, tetrasiklik ve doksisiklin türü olan antibiyotiklerdir. Klamidya hastalığının yanı sıra, sifiliz ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda da gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.

 

Klamidya hastalığından korunmak, önemli bir konudur. Kondom kullanımı etkili olduğu söylense de, yüzde yüz bir koruma sağlamaz. Bu nedenle, klamidya hastalığından korunmanın en etkili yolu, evlilik dışı ilişkilerden uzak durmaktır. PH dengesinin bozulmaması için vajinanın içi yıkanmamalıdır. İç çamaşır tercihimiz pamuklu olmalıdır. Çok dar pantolonları tercih etmemek gerekir. Bol ve rahat giysiler giyilmelidir. Jinekolojik tarama, cinsel hastalıkların teşhisinde çok önemlidir. Bu nedenle, yılda bir jinekolojik tarama yaptırmak gerekir.

 

Hepatit Nedir, Belirtiler ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Karaciğerin iltihabı sebebiyle ortaya çıkan hepatit B hastalığı cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Karaciğer bir insan hayatı için oldukça önemlidir. Vücudumuzun en ağır organları arasında olan karaciğer bir insan vücudunun en önemli organıdır. Hayati fonksiyonlara sahip karaciğer iltihaplanması tüm vücudu ilgilendiren ve sarsan bir olaydır. Dünyada en çok karşılaşılan ve bu virüsü taşıyan milyonlarca hasta vardır. Tedavi edilmediği takdirde ölümler ile sonuçlanabilir. Virüslerin en küçüğü olmasına rağmen çok tehlikelidir. Karaciğeri en çabuk yıkan virüstür. Sinsice ilerleyen bu virüs ilerlediği takdirde kendini belli eder. Eğer ki ihmal edilirse de siroz ya da kansere sebebiyet verir. Kanserli karaciğer de çoğu kez ölümle sonuçlanabilir. Karaciğeri hasara uğratan bu virüs bayan erkek cinsiyet ayrımı yapmaksızın her bireyde görülebilir. Çok dirençli olan bu virüs uzun yıllar vücudunuzda yaşayabilir.

Hepatit B Virüsü Nasıl Meydana Gelir?

Ülkemizde birçok sebeple meydana gelen bu hastalık özellikle kan ve cinsel yolla bulaşmaktadır. Taşıyıcı olan anneden bebeğe geçtiği gibi hepatit hastalarına uygulanan enjeksiyonlardan da bir başka kişiye rahatlıkla geçmektedir. Hepatit virüsü taşıyan kişilerin kişisel olarak hiçbir eşyası kullanılmamalıdır. Özellikle traş malzemeleri, yemek kapları, diş fırçası ve tükürük yoluyla bulaşabilir. Kan yoluyla bir havluya bulaşan virüs yaklaşık 7 gün boyunca canlıdır. Bu virüs aile bireylerini de yakından ilgilendiren bir virüstür. Çok rahat geçebilen vücutta kaldığı süre boyunca da kişiyi tehdit eden bir virüstür. Tedavi edilme süreci de bir hayli zordur. Kana ulaşması durumunda direk karaciğere giderek hızlı bir şekilde gelişebilir. Hızla gelişen virüsler kısa sürede milyonlara ulaşır. Karaciğer aslında kendi kendini tedavi edebilen bir organdır. Virüs o kadar güçlü ve hızlı yayıldığı için buna süre kalmadan sağlıklı bir karaciğer kısa sürede fonksiyonlarını yerine getiremez hale gelir. Karaciğerde başlayan tahribat zamanlar karaciğer hücrelerini yıpratıp parçalayabilir. Bunun sonucunda da karaciğer enzimleri yükselir. Kan tahlili ile bu virüsün tespiti de kolaydır.

Hepatit B Kimlerde Görülebilir?

HBV virüsü taşıyan annelerin doğan bebeklerinde sıklıkla görülmektedir. Sağlık kuruluşlarında çalışan kişilere kan yoluyla bulaşabilir. HBV virüsü taşıyan kişilerle aynı evde olmanız da tehlike anlamına gelir. Kanser tedavisi sırasında kemoterapi alan kişilerde sıklıkla görülebilir. Hemodiyaliz hastalarında görülme olasılığı bir hayli yüksektir. Tam steril edilmeyen hasta ortamında kullanılan malzemelerden de bulaşabilir. Steril malzeme çok bu bağlamda çok önemlidir. Uzun süreli ilişki yaşamayan veya çoklu birliktelik yaşayan kişilerden cinsel yollar ile bulaşabilir. Virüs eğer ki bir yıl içerisinde tedavi edilmezse kana karışıp kronik hale gelir. Zaman zaman kişilerde karın ağrısı ile kendini belli edebilir. Hayat boyu devam eden bu virüs aktif ise bulaşma olasılığı yüksektir. Pasif ise de sadece taşıyıcıdır. Bulaşma riski de yoktur. Vücut direnci düşük olan her bireye kolaylıkla geçebilir. özelikle evlilik yapacak kişilerin bu tahlili yaptırması şarttır.

Hepatit B Belirtileri Nelerdir?

Kendini uzun süre belli etmeyen bu virüs tamamen kana yerleştiği zaman gözlerde sarılık ile ortaya çıkar. Aynı zamanda ciltte de sararmalar yapabilir. Sarılık olarak bilinen bu hastalık virüs kaynaklı olabilir. Koyu idrar çıkarma dışkının kil renginde olması, aşırı yorgunluk, zaman zaman karın ağrıları, kusma, eklem ağrıları, iştahsızlık ilerleyen virüsün en sık görülen belirtileridir. Avuç içerisinde kırmızı lekeler, uyku düzensizliği, vücut ısısının yükselmesi ve buna bağlı titreme, kaşıntı ve nefes darlığı da görülebilen diğer belirtiler arasındadır. Virüs bulaştıktan sonra yaklaşık 90 gün içinde kendini belli eder. Bu süreçte de karaciğeri zaten etkisi altına almıştır.

Hepatit B Nasıl Tedavi Edilir?

Virüsün belirtilerinden bir kaçı ile uzman hekime başvurmanız tedavi için yeterlidir. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra virüsün aktif ya da pasif olması çok önemlidir. Uzman hekim gerekli tetkikler sonucunda aşı ya da ilaç tedavisine başlamaktadır. İlaç tedavisinden sonra kontrolleri aksatmamanız çok önemlidir. Virüsün ne derece vücutta var olduğunu bilmek gerekir. İnterferon isimli ilaç bu virüsü en iyi tedavi eden ilaçlar arasındadır. Virüsün karaciğerde meydana getirdiği virüsü en iyi bu ilaç tedavi eder. Karaciğerin hasarını azaltıp virüsleri daha fazla çoğalmasını engeller. Birçok hastada olumlu sonuçlar alınmaktadır. Eğer ki virüs tedavi edilecek durumda değilse yani aşırı derecede ilerlediyse ilaç kullanmakta fayda etmez. Bu durumda hastalığın seyrine göre cerrahi bir müdahale söz konusu olabilir. Virüs eğer ki başlangıç seviyesinde ise bu durumda iğne ile ilaç verilebilir. Verilen ilaç bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücuda herhangi bir zararı olmayan bu ilaçların başarı oranı da bir hayli yüksektir. İğne uygulaması ve interferon ilaç uygulaması eş zamanlı verilirse başarı oranı daha yüksek hale gelir. İlaç kullandığınız sürece virüslerin sayısında azalmalar meydana gelir. Kullanmayı bıraktığınız anda ise virüsler tekrar çoğalma yapabilir.

Hepatit B Hastalığına Nasıl Önlemler Alınır?

Hepatit virüsü de kendi içinde gruplara ayrılır. Önlenebilen grupta yer alan B virüsü aşı yöntemi ile de durdurulabilir. Özellikle evlilik sırasında eşlerden istenen bu tahlil daha sağlıklı bireylerin doğması için önemlidir. Eğer ki virüs herhangi bir kişide çıktıysa aşı önerilmektedir. Doğan bebeklere uygulanan aşı uygulaması %95 koruyucu özelliğe sahiptir. Eksiksiz uygulanan aşı ise kişiyi ömür boyu korumaktadır. Sağlık ocaklarının takip ettiği aşı uygulaması ülkemizde büyük bir titizlikle kontrol edilmektedir. Virüs dünyada en yaygın olarak görülen bir virüstür. Gayrimeşru yollar ile gerçekleşen birlikteliklerden dolayı kişiyi tehdit eden virüs ülkemizde de sıklıkla görülmektedir.

Alternatif Tıp ile Tedavi Edilme Olasılığı Nedir?

Günümüzde alternatif tıp birçok hasta için umut ışığı olmaktadır. Herhangi bir seviyede kanınız içerisinde dolaşan bu virüsü alternatif tıp ile de tedavi etmek mümkündür. Karahindiba, enginar, gürkaş, civanperçemi, şahtare ve deve dikeni bu virüsü tedavi eden bitkisel besinler arasındadır. Hücreleri yenileyen bu bitkiler daha sağlıklı bir karaciğer için önemlidir. Karaciğerde oluşan iltihabı önleyen enginar ise mutlaka bu virüsü taşıyan kişilerin tüketmesi gereken sebzeler arasındadır. Vitamin zenginliği bakımından enerji veren bu bitkiler düzenli ve belirtilen süre boyunca tüketilmelidir. Özellikle maydanoz bir insan vücudunun düzenli olarak alması gereken bir besindir. İltihabı sökücü özelliği ile bilinen maydanoz bu virüsü taşıyan kişiler tarafından da mutlaka tüketilmelidir. Belli ölçülere göre hazırlanacak bu kürler alternatif tıp uzmanlarının tavsiye ettiği şekillerde kullanılmalıdır. İlaç tedavisinin yanında tüketildiği takdirde ilaçların yan etkilerini de azaltmaktadır.

Ülkemizi de tehdit eden bu virüs için uzman hekim tercihini doğru yapmalısınız. Verilen tedavileri ret etmek yerine kabul edip uygulamalısınız. Kontrollerinizi ihmal etmemelisiniz. Özellikle aile bireylerinin de gerekli testler yaptırmasını sağlamalısınız. İlerlediği takdirde ölümle sonuçlanan bu virüs küçük olmasına rağmen oldukça da dirençlidir. Vücut direncinizi ayakta tutacak antioksidan içeren besinler tüketmelisiniz. Hafife alınmaması gerek virüs grubundadır. Düzenli tedavi edilmesi durumunda virüsün yayılması önlenebilir. İlerleyen süreçte de tamamen vücuttan atılımı sağlanabilir. Aşı uygulaması ile önlenen bu virüs büyük küçük demeden her birey için tehlike oluşturmaktadır.

 

 

 

Granuloma İnguinale

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Donovanoz olarak ta bilinen granuloma inguinale daha çok az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Bakterilerin yol açtığı bir hastalık olarak tanımlanabilir. Bu alanlarda yetersiz kalan tedavi süreci de hastalığın seyrini olumsuz bir şekilde etkiliyor. Güney Amerika ve Afrika gibi ülkelerde sıklıkla rastlanan bu hastalık, gelişmiş ülkelerde çok nadir olarak görülüyor. Sadece ABD değerlendirildiğinde yılda 100 kişide bu tür bir hastalığın görüldüğü söylenebilir. Bunun yanında erkeklerde kadınlara göre çok daha fazla görülmektedir.

Hastalık ilk defa 1882 yılında Mc Leod tarafından tanımlandı. Sonrasında ise 1905 yılında Hidistan’da bir binbaşı olarak görev yapan Donovan yaptığı araştırmalarda bu hastaların ülserler karşısında lezyonlarından yaymalar tespit etmiştir. Bu hastalığın kaynağının bakteriyel olmasını ise 1943 yılında keşfedilmiştir.

Granuloma İnguinale Nedir?

İyi sınırlı bir kapsül ile çevrili olan yaralar, pleomorfik Gram bir basil olmaktadır. Fasulye biçimde ya da oval olan bu yumrukar, 1- 1,5 mm uzunluğunda olmaktadır.  Hücreler ikiye bölünerek çoğalmaktadır.  Hücrenin rüptüpe olması ile de 20 kadar organizma açığa çıkar.Ağrısız bir belsoğukluğu olarak tarif edilen bu hastalık, cinsel çıbanlar olarak ta tanımlanabilecektir. Ancak bu hastalıkta çıbanlar gelişir. Sonrasında ise iç ve dış dokuların tahribine neden olacak kan ve sıvı ifrazatı ortaya çıkaracaktır. Ayrıca hastalığın ortaya çıkardığı tahribatlar nedeni ile hastalar, farklı enfeksiyonlar ile de karşı karşıya kalabilir. Granuloma Türkçe karşılığı yumrulu bir iltihabik reaksiyondur. İnguinale ise karın altındaki bölgenin tarifi için kullanılır. Hastalık genel olarak bu bölgede görülmektedir. Bu hastalığı bulan araştırmacının ismi Donovan olduğu için hastalık bu isimle de bazı alanlarda anılabilir. Hastalığın ortaya çıkmasına neden olan organizmanın ismi ise Klebsiella granulomatis olmaktadır.

Granuloma İnguinale Belirtileri Nelerdir?

Bakteri temasının ardından 40 gün içerisinde küçük ağrısız yumrular oluşmaya başlar. Bakterinin bulaşmasının ardından aylar sonrasında enfeksiyon oluşacağı için anında anlaşılmayabilir. İlk olarak oluşan bu yumrular küçük çaplarda ve 2,3 mm civarında olmaktadır. Bazı durumlarda ağrısız bir şekilde kanayan ülserlerden oluşmakta ve sonraki aşamalarda kendiliğinden iyileşebilmektedir. İkinci evreye gelindiğinde ise 4 hafta içerisinde ağrılı, iltihaplı lenf hastalığı şeklinde belirtilerle ortaya çıkar. Sonraki aşamalarda ise bu yumrular patlar ve açık bir yaraya dönüşür. Bu aşamadan sonra ise sızıntılı yaralara dönüşen granuloma inguinale hastalığı, dokuları tahrip ederek artmaya devam eder. Baş ağrısı ve ateşte bu aşamalarda oluşabilir. Tedavi söz konusu olmadığında bakteriler bulaştığı dokuyu tamamen yok edebilecektir. Yaraların en çok görüldüğü alanların başında anüs, penis başı, vajina dudakları gelir. Çok nadir durumlar olarak ise rahimde ya da vajina duvarında da bu tarz yaraların görülme ihtimali bulunuyor.

Bu hastalığın en tehlikeli aşaması ise bulaşma tehlikesi olmaktadır. Açık yara halindeki yumrular çok kolay bir şekilde bulaşabilir. Bu nedenle hasta olan kişilerin vajinal, anal ya da oral ilişi önerilmemektedir. Bu aşamada olan hastalar için bulaşıcılık oldukça yüksek oranlarda olduğu için bulaşma riski çok fazladır. Bulaşması seksüel ilişki ile olmaktadır. Bu nedenle erkeklerde çok daha fazla görülebilir. Bunun yanında bağırsaklarda bulunduğunda kötü hijyenik koşullar nedeni ile de gelişebilen bu hastalık, nemli iklimlerde bulaşması daha da kolay olmaktadır.

Granuloma İnguinale Teşhis ve Tedavisi Nasıldır?

Bu hastalığın tanısının konulabilmesi için öncelikle hastanın cinsel geçmişi taranacaktır. Bunun yanında tecrübeli doktorlar yaraları gördüğünde hemen tanı koyabilirler. Doku örneği alınarak ve gerekli tahliller yapılarak hastalık için kesin tanı da konulabilir.

Tedavi aşamasında ise 3 haftalık bir tedavide tetracycline, strepromycin, eryhromycin kullanılacaktır. Eryhromycin penisilin tarzında bir antibiyotik olmaktadır. Strepromycin ise verem tedavisinde de kullanılan bir ilaç olmakta ve aminglikozid sınıfına ait bir antibiyotik kullanımıdır. Aynı şekilde tetracycline de bir antibiyotik olmakta ve bakterilerin büyümesini hem durdurmakta, hem de öldürmektedir. Pek çok enfeksiyon hastalıklarında tercih edilen bu ilaç cinsel yolla geçen hastalıklarda da kullanılabilir. 12 haftalık granuloma inguinale tedavisinde ise ampisilin tercih edilebilir. Bu en standart olarak tercih edilen tedavi metodu olmaktadır. Ampisilin ise idrar yolu enfeksiyonlarında, menenjit hastalıklarında da kullanılabilen bir ilaç olmaktadır. Genel olarak bakıldığında enfeksiyonun birinci haftada kaybolduğu gözlenmektedir. Ancak hastalığın tekrardan ortaya çıkma riski çok fazladır. Bu nedenle tedavinin belirli bir süre boyunca sürmesi çok daha sağlıklı olacaktır. Özellikle belirtilerin ortadan kalkması için klinik takiplerinin yapılması çok önemlidir. Tedavi süresi boyunca yaraların günde iki kez su ve sabun kullanarak yıkanması da çok önemlidir. Bir ya da iki ay süren tedavilerde ise ayda bir kontrollerin yapılması da gereklidir. Hastalık bulguları olduğunda cinsel partnerinde sorunlarla karşılaşmadan kontrollerinin yapılması söz konusu olabilir.

Gebelerde ise lincomisin önerilebilir. Penisilin hassasiyeti ile tedavi aşamasında oldukça faydalı olacaktır. Yeni tedavi çalışmalarında ise cotrimoxazol ön plana çıkıyor. Trimetoprim ve Sulfametoksazol kombinasyonunun günde iki kez olarak 10 ya da 15 gün süreyle kullanılması da önemlidir. İlacın alım süresi de klinik başarı ile doğru orantılıdır. Mikroskopik prepatta Donovan cisimcikleri kaybolması sağlanabilecektir. Lincomisin de penisilin duyarlılığı olan hastalarda kullanılmaz. Bu durumlarda ampisiline ile alternatif olarak iki hafta süre ile yapılan tedavi oldukça faydalı olacaktır. Ampisiline ile yapılan tedavilerde yüzde 85 oranın iyilişme sağlandığı gözlemlenmiştir. En doğru tedavi metodunu hekim önerileri ile yapılması daha sonuç odaklı olacaktır. Gerekli tahlillerin yapılmasının ardından, alerjik reaksiyonların öğrenilmesi ile çok daha başarılı bir şekilde tedavi süreci takip edilecektir. Tedavi süreci boyunca bulaşmaları önlemek adına da tedbirler alınması gereklidir. Bu nedenle dikkatli davranmak ve son derece bulaşıcı olan bu hastalığın tedavi sürecini takip etmek gereklidir.

 

Granuloma İnguinale Önleme Adına Neler Yapılabilir?

Antibiyotikler ile bu hastalık çok pratik bir şekilde tedavi edilebilir. Bundan dolayıdır ki, gelişmiş ülkelerde hastalık çok daha az görülmektedir. Hastalığın görüldüğü yerlerde cinsel ilişkiden uzak durmak gereklidir. Bunların dışında ise cinsel ilişkiye girilecek kişinin cinsel hastalıklar yönünden bir teste tabi tutulması da yerinde bir önlem olabilir. Kondom kullanımı da önlem olarak tercih edilebilir. Bulaşma yolu kesin olarak bilinemeyen Granuloma İnguinale hastalığı, lezyonun ortaya çıkışına kadar geçen süre 3 gün olabileceği gibi 6 ayda olabilir. 7 ile 30 gün arasında lezyonun çoğunluğu oluşur. Bu nedenle olguların yüzde 90’dan fazlası anogenetikal bölgede görülmektedir. Kadın hastalarda ise yüzde 75 oranındaki hastalarda labium majörde görülmektedir. Daha az oranlarda ise perianal bölgede oluştuğu söylenebilir.

En erken görülebilecek lezyonlar subkütan nodül, püstül, papül şeklinde oluşabilir. Bunların yanında bir ülser şeklinde de ortaya çıkabilir. Şiddetli kaşıntılar ile kendini gösterir. Bu alanda oluşan bu papüller deriden kabarık olur. Tepesi yassı olmakta ve birkaç gün içerisinde ülsere dönüşmektedir. Hastalık deri kıvrımlarında ilerlese de aylar sonra geniş bir alanı kaplayacaktır. Hastalığa bağlı olarak gelişe bilecek komplikasyonlar arasında lenfatik damarların etkilenmesi ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda ise kadınlarda ödem şeklinde ortaya çıkar. Hastalığın önlenmesi adına tedbirler alınması çok önemlidir.

AIDS Hastalığı

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Halk arasında AIDS olarak bilinen HIV virüsü cinsel yollarla bulaşan hastalıkların başında yer alır.  AIDS hastalığı en sık cinsel yolla bulaşır. AIDS toplumda yeterince bilinmeyen bilinse de ayrıntıları hakkında yanlış bilinen hastalıklar arasında yer alır. Cinsel yolla bulaşan hastalık denilince, toplumda yer alan ön yargılı insanları bu konuda yalan yanlış bilgiler çıkararak insanları yanılmaktadır. HIV; insan immun yetmezlik virüsünün İngilizce isimlerinin baş harfleridir. Virüsün kendisinin adıdır. Bu etkenin oluşturduğu hastalığın ilerlemiş hali de  AIDS olarak tanımlanır. İnsan bağışıklık yetmezlik sorunu olan HIV virüsün adıdır. Oluşturduğu hastalığın son evresi olan AIDS hastalığıdır. Her HIV virüsü taşıyan insanın AIDS olma gibi bir ihtimali yoktur. Çünkü teknolojinin ve ilaç sektörünün geliştirdiği erken tanı ve düzenli tedavi yöntemleri ile AIDS hastalığına karşı konulabilir.

HIV enfeksiyonu müdahale edildiğinde belirtileri azaltılabilir ve tamamen ortadan kaldırılabilir. Dünyada yaşayan AIDS hasta sayısı 37 buçuk milyondur. Bakıldığında Dünya genelinde azalan hastalık, Asya, Doğu Avrupa ve ülkemizde maalesef artmaya devam ediyor. Türkiye’de ise hasta sayısı yaklaşık 16 bin civarındadır. Aslında bu veriler yalnızca HIV virüslü insanların kendini bildirdikleri sonucunda ulaşılan rakamlardır. Toplumda büyük bir yara haline gelmiş  HIV virüsünün son evresinde olan insanlar ne yazık ki bu hastalığa yakalandıkları için utanır ve kendilerini de ifşa edip tedavi olmak istemezler.

Günümüzde hastalığın tedavi yöntemleri gelişse de bu hastalık evresinden herhangi birini yaşayan kişiler canları çok yansa da doktora gitmeyi bir türlü kabul etmez ve kendileri bu konuda suçlu hissederler. Ülkemizde son 5 6 yıldır 16 bin olan  AIDS hastalığı kişiler 4 ila 5 kat artarak insanlara özellikle cinsel yollarla bulaşmaya devam etmektedir. HIV virüsünün artması ve bu denli hızlı yayılmasının sebepleri arasında hızla göç almamız da vardır. Ülkemize giriş yapan, yabancı ülkelerden gelip Türkiye’de yaşamını sürdürmek isteyen kişilerden daha çok bulaştığı da tahmin edilmektedir. Klinik deneyler ile kanıtlanan bir diğer bulaşıcı yol ise eş cinsel erkeklerin çoğalmasıyla virüsün daha hızlı bulaştığı kanıtlanmıştır. Özellikle genç gruplarda sosyal meydanında yanıltıcı ve zararlı özendirme taktikleri sayesinde de bu konuda yanıltılmaktadırlar.

Teknolojinin ilerlemesi ve iletişiminde daha hızlı gerçekleştirilmesi de bu virüsü taşıyan insanların, sağlıklı insanlara bulaştırmasına neden olmuştur. HIV virüsü farkındalığı her ne kadar ülkemizde az da olsa sağlıkçılar ve hekimler ellerinden geldiği kadar, halka bu konuda bilgilendirme yaparak, hastalığın bulaşma yöntemlerinden, riskli kişilerden ve tedavilerinden bahsetmeye başlamışlardır. Düzenlenen programlar ile bu hastalığın tehlikesinin daha çok duyurulması ve insanlara ne denli zarar verdiği, canlı örnekler ile gösterilmelidir. İnsanlar bu konuda yeterince bilinçlendirilmeli, riski kişilerden uzak durmalı eğer bu AIDS hastalığının herhangi tanısını taşıyorsa zaman kaybetmeden doktora başvurmalıdır.

AIDS Hastalığı Belirtileri ve Bulaşıcı Yolları

HIV virüsü cinsel temas, kan yolu ve anneden bebeğe bulaşması ile yayılır. Kan yoluyla bulaşma sorunu kan bağışçılarının yeterince taranmamasından kaynaklanır. Kan verecek olan kişilerin mutlaka sağlıklı ve HIV virüsü taşımadığına dikkat edilmelidir. HIV virüsünün anneden bebeğe bulaşması sorunu ise annenin tedavisin yapılamadığı ve gebeliğin kontrol edilmediği durumlarda tehlike arz etmektedir. Ülkemizde daha cinsel temas yoluyla bulaşan HIV virüsü tedavi edilmediğinde ya da yanlış tedavi yöntemleri uygulandığında  AIDS hastalığı evresine kadar ilerleyebilir. Özellikle eş cinsel erkekler ile temas da virüsü hızlıca yayan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Fakat insanlar HIV virüslü kişilere canavar gözüyle bakıp sosyal ortamda onları fark ettiği andan itibaren kaçacak köşe araması, bilinen yanlış duyumlardan kaynaklanmaktadır. Hava yoluyla ada el temasıyla bulaşmayan AIDS hastalığı, insanlar tarafından başkalaştırılarak anlatılmaktadır.

Dış ortama dayanıklı olmayan HIV virüsü ortalama yarım saat içerisinde dış ortamda etkinliğini kaybederek tehlike arz etmez. Virüs vajinal sıvıda ve sperm sıvısında bulunur. Ayrıca eğer tükürük sıvısı kanlıysa yine virüsün olma ihtimali büyüktür. Şüpheli durumlarda mutlaka HIV virüsü testi yapılması gerekilir. Son yıllarda daha erken dönemlerde erken sonuç alınarak, tedavi yöntemlerine başlanabilinir.

Birazda HIV virüsü tedavi yöntemlerinden bahsedilmek gerekilirse; her hastada belirti olacak diye bir şey yoktur. Fakat hastaların neredeyse yarısında 2-4 hafta arasında grip benzeri semptomlar ile kendini gösterebilir. Ateşle ortaya çıkabilir. Beze çıkması, halsizlik, yorgunluk, kas ağrıları, ağız içi yaraları ve eklem ağrılarıyla da AIDS hastalığı kendini gösterebilir. Bu tanılar her hastada rastlanmayarak geç tanı ise sessiz dönemde kendini iyice belli etmeye başlar. İshal, kilo kaybı, gece terlemeleri, mantar enfeksiyonları ve tümörlerin geliştiği durum görülür.

AIDS belirtileri görüldüğü ve şüphelenildiği anda HIV virüsü testi yoluna başvurulmalıdır. Kendine bu hastalığı kondurmayan ve virüsü taşıyan insanlarla aynı ortamı paylaşıp, aynı yerlerde yaşadığımızı bilemeyiz. Bu yüzden mutlaka şüpheli cinsel ilişkide test yaptırmak gerekilir. HIV virüsü ile yaşamak eskiye oranla çok kötü bir durum olmamaktadır. Gelişen tedavi yöntemleri ve uygulanan erken tedaviler ile normal yaşam beklentisi sağlanabilir.

AIDS Tedavi Yöntemleri

Geçmişte AIDS hastalığı tedavi yöntemleri bilinmediği ya da yeterince yaygınlaşmadığı için bu durumdan kaynaklı birçok kayıp ve bulaşıcılık tespit edilmekteydi. Son günlerde yaratılan farkındalık çalışmaları ile bu konuda daha çok efor kaydedilerek, insanlara test taptırma konusunda cesaretlendirme amaçlanmıştır. Çünkü test yaptırmayan ve bu virüsü taşıyan insan, bir nevi hareket eden, hastalığı bulaştırmaya çalışan canlı virüs gibi ortalıklarda dolaşmaktadır. Bu durum da diğer insanların hayatının tehlikeye sokan ortamlar hazırlamaktadır.

Akıllara bile gelmeyen yerlerden alabileceğiniz virüs, steril olmayan her yerden bulaşma özelliği taşı da en çok cinsel yolla bulaşır.  AIDS hastalığı tanısı için doğru zamanda ve şüpheli birliktelik sonrasında test yaptırılmalıdır. Türkiye’de tüm devlet hastanelerinde ücretsiz olarak yapılan testler ile şüphe giderilebilinir. Test sonucu pozitif çıktığında izlenecek yollar ise öncelikle hastanın daha önce sahip olduğu hastalık olup olmadığı durumuna bakılır. Daha sonra hastaya bazı testler yapılır. HIV enfeksiyonuna özgü testlerde yapıldıktan sonra hasta genel olarak değerlendirilir ve uygun tedavi yöntemine başlanabilir.

Hastaya uygun tedavi yöntemi uygulanmaya başlanıldığında, genelde ilk ya da ikinci görüşmede ilaç yöntemine başlanabilir. HIV virüsü evresine göre  AIDS hastalığı tanısı da konulsa da kişiye ömür boyu ilaç tedavisi uygulanması gerekilir. Eğer taşıyıcı bir kişi evlenmek isterse, bu konuda yeterince bilgi alıp o şekilde evlenmesi gerekir. Evlilik sürecinde ise dikkat etmesi ve tehlike arz eden durumları bilerek o şekilde hareket etmesi gerekir. Özellikle gebelik sürecinde uygun tedavi yöntemleri uygulanarak sağlıklı bir gebelik süreci geçirilmesi sağlanabilir. Bebek doğduktan sonra ise yine yeni doğan bebeğe uygun zamanda ve koşulda dikkatli bir tedavi yöntemi gerçekleştirilir. Bebek sağlıklı olarak hayatına ve bulaşıcı özelliklere sahip olmadan devam eder. Unutulmamalıdır ki, en iyi ve en etkili tedavi yöntemi her zaman etken tanı ile ortaya çıkar. İnsanlara bu konuda gerekli bilgilendirmeler yapılarak bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir.

Bel Soğukluğu Nedir?

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Bu hastalığın diğer adı Gonore’dir. Cinsel yolla bulaşan bu hastalık ilk anda tedavi edilebilen bir hastalıktır. İhmal edilmesi, ciddi sonuçları beraberinde getirebilir. Kadınlarda ve erkeklerde görülen bu hastalık, uzman doktor tarafından tedavi edilmelidir. Kadınlarda rahim boyun kısmı ve idrar yolu, bu hastalığa maruz kalabilir. Boğaz, anüs, pelvik ve rektum bölgelerinde de görülebilir. Bel soğukluğu ayrıca gözlerde de kendini gösterme durum vardır. Bayanlarda rahim ve yumurtalıklara da bulaşma durumu vardır. Bayanlarda tedavinin ihmali, kısırlığa kadar götürebilir.

Bu rahatsızlığa yakalanan ve daha sonra iyileşen kişi, tekrar yakalanmaz diye bir kaide yoktur. Bu hastalığa neden olan virüsler, iyileşmiş bir hastada tekrar kendini gösterebilir. Tedaviden bir ay sonrasına kadar, bu rahatsızlık kendini göstermeyebilir. Bu rahatsızlığın belirtileri, özellikle kadınlarda, idrar yolu veya vijina iltihabı ile karıştırılabilir. Bunun için uzman hekim teşhisine ihtiyaç vardır.

 

Bel Soğukluğu Belirtileri Kadın

 

Her hastalık gibi bu hastalık ta kendine has belirtileri olan bir rahatsızlıktır. Kadınlardaki bel soğukluğu belirtileri, idrara sıkışma veya sık sık idrara çıkma, anal kısımda meydana gelen kaşıntı veya kanama gibi belirtiler, vijinal akıntıların normalden fazla olması, cinsel ilişki sonrası beklenmedik kanamaların meydana gelmesi, genital kaşıntı, adet düzensizliğinin meydana gelmesi, karnın alt kısmında meydana gelen ağrılardır. Ayrıca ateş ve sürekli yorgunluk hali, vajinadaki şişlik ve ağrılar, cinsel ilişki anında meydana gelen acı, boğaz kısmında belirgin bir ağrının meydana gelmesi ve gözlerde meydana gelen kızarıklıktır. Bu belirtilerle karşılaştığınız zaman, uzman doktora başvurmanız gerekir. İhmal edildiği zaman, ciddi sonuçlar meydana getirebilir.

 

Bel Soğukluğu Belirtileri Erkek

 

Semptonlar, kadınlara nazaran, erkeklerde daha fazladır. Bazen bu semptonlar fark edilmeyebilir. Bu durumda, bu rahatsızlığı eşine bulaştırabilir. Bel soğukluğu rahatsızlığının erkeklerdeki belirtileri ise şöyledir:

 

  • İdrar yaparken acı hissetme,
  • Penisten zamanla kırmızılaşan akıntıların gelmeye başlaması,
  • İdrara çıkma işleminin gittikçe sıklaşmaya başlaması,
  • Anal kaşıntının artması veya akıntının meydana gelmeye başlaması,
  • Gözlerde kızarma veya nadiren boğaz ağrısı,

 

Bel soğukluğu hastalığının erkeklerde görülen belirtileridir. Bu gibi belirtiler meydana geldiği zaman, hemen hasta müşahede altına alınmalıdır. Cinsel yolla bulaştığı için, tedavi boyunca cinsel ilişkiden uzak durmalıdır.

 

Bel Soğukluğu Komplikasyonları

 

Bu hastalık hemen ilk anda tedavi edildiği zaman, ciddi bir problem oluşturmaz. Bu nedenle, her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis ile bu hastalıktan rahatlıkla kurtulabilirsiniz. Geç kalınırsa, ciddi sonuçlar meydana getirebilir. Bu ciddi sorunlarla karşılaşmamak için, bu hastalığı ciddiye almak gerekir. Bayanlarda bu rahatsızlık tedavi edilmediği zaman, bazı komplikasyonlar meydana gelir. Pelvik inflamatuar yani kısırlık, bu hastalığın tedavi edilmediğinde meydana gelen ciddi rahatsızlıklardan biridir. Bayanlarda, yumurtalığın zarar görmesiyle birlikte, kısırlık meydana gelir. Bunun belirtisi, yumurtalığın üstünde veya yanında çıban oluşumudur. Diğer bir komplikasyon, barholin kistidir. Kronikleşmiş pelvik ağrılar, dış gebelik riski ve nadiren fitz hugh sendromu görülebilir. Bütün bu problemler, bel soğukluğu rahatsızlığının ilk merhalede tedavi edilmemesi sonucunda meydana gelir.

 

Hamile kadınlarda da bazı problemlere yol açabilir. Bebeğin normal süreden önce doğması, bebeğin düşme riski, doğumun sancıdan önce başlaması, prematüre şeklinde doğumun gerçekleşmesi ve rahim yolu enfeksiyonu meydana gelmesi gibi birçok probleme neden olur.

 

Hamilelerde tedavi edilmeyen bel soğukluğu rahatsızlığı, bebeğe bulaşabilir. Bu durumda bazı belirtiler meydana gelmeye başlar. Yeni doğan bebeklerde konjuktivit meydana gelir. Ayrıca, kan dolaşımı enfeksiyonu, diğer bir komplikasyondur. Eklem kısımlarında inflamasyon meydana gelebilir. Kafa derisi enfeksiyonu, beyin ve omuriliği çevreleyen dokularda ve sıvılarda enfeksiyon, yeni doğan bebeklerdeki bel soğukluğu komplikasyonlarındandır.

 

Erkeklerde bel soğukluğu komplikasyonları, bayanlara nazaran farklıdır. Cinsel farklılık, bu farklılığın oluşmasında etkilidir. Bel soğukluğu rahatsızlığının tedavi edilmemesi durumunda, erkeklerde meydana gelen komplikasyonlar şunlardır:

 

Epididimis enfeksiyonu, ( epididimis, testislerin arkasında bulunan ve tüp şeklinde olup, sperm toplayan kısımdır), prostat bezinde meydana gelen inflamasyon, vücuda yayıldığı zaman yaygın gonokokal enfeksiyonu meydana gelir. Gonokokal (DGI) enfeksiyonunun belirtileri de vardır. Bu belirtiler, deride meydana gelen enfeksiyon, ateşlenme, diz ve ellerde görülen artrit (eklem inflamasyonu), kalp kapakçıklarında ve kalbin odacıklarında meydana gelen enfeksiyon veya kalp kapakçıklarında ve kalbin odacıklarında meydana gelen inflamasyon, beyin ve omuriliği çevreleyen sıvıda meydana gelen enfeksiyon, belli başlı bel soğukluğu erkek kategorisindeki komplikasyonlarındandır. Bu ciddi problemin çözümü için, her zaman profesyonel çözüm yöntemleri tercih edilmelidir. Kulaktan dolma bilgilerle veya doktor olmayan kişilerin tavsiyeleriyle hareket etmek, hastalığın ciddi boyutlara gelmesinde etkili olan diğer nedenlerdendir.

 

Bel Soğukluğu Nedenleri

 

Bu rahatsızlığının başlıca nedeni, birden fazla kişiyle ilişkiye girmektir. Zührevi hastalıklar içerisinde yer alan bel soğukluğu hastalığı, bulaşıcı olduğu için, hafife alınmamalıdır. Evlilik, bu konuda en sağlıklı çözümdür. Eşler evlenmeden önce, sağlık taraması yaptırması, sağlıklı bir bebek için en önemli ilk adımdır. Eğer eşlerden birinde bel soğukluğu ortaya çıktıysa, düğün tarihi ertelenmeli ve tedavi hemen başlatılmalıdır. Bu şekilde davranmak, her iki eş için daha sağlıklı olacaktır.

 

Her ne kadar prezervatif kullanımı çözüm olarak gösterilse de, kesin bir çözüm meydana gelmemektedir. Özellikle bu tip hastalığı olan kişilerden uzak durmak gerekir. Çocuklarda meydana gelen bu rahatsızlıkta, çocuk istismarı gözden kaçmamalıdır. Bu konu da masaya yatırılmalıdır ve ihmal edilmemelidir.

 

Bel Soğukluğu Tedavisi

 

Bu hastalık belirtileri meydana geldiği zaman, öncelikle uzman doktora başvurmak gerekir. Uzman doktor, bünyenize en uygun antibiyotikleri yazacaktır. Bu antibiyotikler, doktorun belirttiği şekilde alınmalıdır. Eğer doktor ‘ antibiyotiği bitirmelisiniz’ derse, bitirmek gerekir. Bu konuda titiz davranmak gerekir.

 

Bu hastalıkta, tahlilleri pozitif çıkanlar, iki ay içerisinde bel soğukluğu hastalığı olan kişilerle cinsel ilişkiye girenler, bel soğukluğu olan hamilelerin bebekleri, tedavi kapsamındaki hastalardır. Bu hastalık bulaşıcı olduğu için, hasta olan kişi eşiyle cinsel ilişkiye girmesin. Eğer hasta olan eşiniz ise, aynı şekilde yine cinsel ilişkiden uzak durun. Bel soğukluğu teşhisi konulan kişi, her zaman için bu konulara dikkat etmesi gerekmektedir. Bu hastalıkta bazen uzman hekimler ‘tek doz uygulaması’ yaparlar. Bu uygulamada tek dozluk antibiyotik alındığı zaman, doz alımından en az yedi güne kadar, cinsel ilişkiye girmemeniz tavsiye edilir. Bu bir haftalık süre, tedavi süresidir. Bu tedavi süresi boyunca hastalık tam geçmediği için, bulaşma riski vardır.

 

Tedavi için gerekli bütün antibiyotiklerin alınmasına rağmen hastalık geçmeye bilir. Bunun nedenleri, tedavi esnasında bu hastalığa maruz kalmış birisiyle cinsel ilişkiye girilmiş olabilir. Ya da tedavi cevap vermemiştir. Bazı hastalarda bulunan bel soğuğu bakterileri, uzman doktorun yazdığı antibiyotiklere dirençli olabilir. Eğer direnç meydana gelirse, antibiyotik fayda etmez. Antibiyotiğin etkisini ortadan kaldıran bu dirençli enfeksiyonel durum, B planı dediğimiz tedavi yöntemine neden olur. Öncelikle bel soğukluğu kültürü alınır. Yeniden incelenen hastaya, uzman doktor başka bir antibiyotik yazar. Yeniden yapılan değerlendirmeler, en uygun antibiyotik tedavinin oluşmasında etkili olacaktır. İnsan vücut yapısı her bireyde tek tek farklı olduğu için, bu gibi durumlarla karşılaşılabilir.

 

Contagiosum Molluscum Hastalığı

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

 Bayanlarda sıkça görülen Contagiosum Molluscum hastalığı bir cilt hastalığıdır. Özellikle her altı kadından birinde görülme olasılığı olan bu rahatsızlık görüntü itibariyle de oldukça kötüdür. Görüntüsüne baktığınız anda kaşınma ihtiyacı duyacağınız bir şekle sahiptir. Bir nevi virüs olarak da adlandırılan bu hastalık cinsel yolla daha çok bulaşmaktadır. Bunun yanı sıra ortak kullanılan havlu veya giysilerden de geçmektedir. Bu rahatsızlığı geçiren kişi ile cilt teması yaşanması durumunda bulaşma ihtimali bir hayli yüksektir. İyi huylu olan bu hastalık bulaşıcı olması sebebiyle aile bireylerine çok sık dağılabilir. Virüsü ne kadar çok kaşırsanız o kadar fazla dağılım gösterir. Hastalığın en ilginç tarafı da uzman hekim görmeden kendi kendine iyileşmesidir. Bayan veya erkek fark etmeksizin her bireyi aynı derecede etkilemektedir. Çocuklar arasında daha yaygın olan bu hastalık en çok karşılaşılan 50 hastalık grubundadır.

Contagiosum Molluscum Belirtileri Nelerdir?

Gözle görünür özelliği olan bu hastalık özellikler genital bölgede görülür. Bunun dışında çocuklarda el ve ayaklarda görülebilir. Görüntüsü kırmızı olan bu hastalık kubbe şeklinde bir yapıya sahiptir. Genellikle bulunduğu bölgede yayılım gösterirken belli aralıklarla düzenli çıkar. Ortası göbekli görünümü olan bu hastalık döküntülü bir hastalıktır. Genellikle ağrı yapmayan fakat zaman zaman kaşıntıya neden olan bir rahatsızlıktır. Jinekolojik ve deri hastalıkları arasında sıkça görülür. Bulaşıcı olması özelliği ile tehlike grubunda yer alan bu hastalık kaşınması durumunda diğer bölgelere de rahatlıkla sıçrayabilmektedir. Bu nedenle görüntüsü sebebiyle kaşıdığınız bu rahatsızlık daha geniş bölgelere sıçrayıp psikolojinizi olumsuz yönde etkileyebilir. Son derece sıkıntılı olan bu hastalık zaman zaman kendiliğinden giysinin teması ile bile kanayabilir. Kanayan bölgenin iyileşmesi uzun süreceği gibi etrafına virüs mikrobunu daha rahat yayar. Cildi hassas olan kişilerde iz bırakabilir. Tüm vücudu olumsuz yönde etkileyen bu virüs genital bölgede sıklıkla rastlanır. Genital bölgede çıkmasının tek sebebi cinsel yoldur.

Contagiosum Molluscum Nasıl Tedavi Edilir?

Tıp alanında tedavi edildiği gibi alternatif tıpta da tedavi edilmektedir. Son derece tehlike saçan bu virüs kendiliğinden kaybolduğu gibi uzun yıllar varlığını da devam ettirebilir. Bu yüzden tıp alanında dondurma işlemi denilen krioterapi işlemi ile virüsün yayılması sağlanabilir. İşlem acısızdır. Herhangi bir anestezi alınmasına gerek yoktur. Kolayca uygulanan bu tedavi yöntemi hekimlerin sıkça tercih ettiği bir yöntemdir. Özellikle kesin sonuç alınan yöntemler arasında yer alan lazer yöntemi ile de bu virüs önlenmektedir. Hastaların pahalı olması sebebiyle tercih etmekte endişe uyduğu bir tedavidir. Bunun dışında alternatif tıpın uğuru olan sirke bu virüs için de tercih edilebilmektedir. Elma sirkesi bu virüsü dezenfekte eden bir maddedir. Bağışıklık sistemini güçlendiren elma sirkesi sağladığı mineral ile de virüse karşı kalkan görevindedir. Pamuk yardımıyla virüslü olan bölgeye gece yatmadan önce uygulamanız yeterlidir. İki üç hafta boyunca uyguladığınız takdirde sorunlu olan bölgenin eski haline dönüştüğünü rahatlıkla görebilirsiniz. Alternatif tıpta tercih edilen diğer yöntemler arasında çay ağacı yağı, Hindistan cevizi yağı, limon yağı, kekik yağı yer almaktadır. Bu yağların tamamı virüslü olan bölgeyi temizleyen özelliklere sahiptir. Virüsleri kısa sürede öldüreceği için de tercih edilmesi mutlaka gerekir. Doğal yöntemler ile tedavi olmanız vücudunuza zararlı ilaçların girmesinden daha faydalıdır.

Contagiosum Molluscum Hastalığı Olan Kişiler Nelere Dikkat Etmeli?

  • Virüsün başka bir kişiye bulaşmaması için herhangi bir temasta bulunmamalısınız.
  • Ellerinizi ve genital bölgenizin bakımlarını yapmalı bol bol su ile yıkamalısınız.
  • Başka bir kişiye geçmemesi adına kişinin kendisinin giydiği tüm kişisel giysi ve malzemeleri bir başka kişi ile paylaşmamalıdır.
  • Virüs açık bir yara görüntüsüne sahip olduğu için temiz ve kuru tutulmalıdır. Islak olan her bölgede virüs daha çabuk yayılım gösterebilir.
  • Genital bölgede bu lezyonlar mevcut ise kişisel bakımınızda kesinlikle jilet kullanmamalısınız.
  • Özellikle çıkıntılı özelliğe sahip virüsler vücudunuzda varsa kaşıyıp da yolmayınız. Kaşıdığınız her virüs çevresindeki sağlıklı hücreye daha kolay dağılmaktadır.
  • Cinsel yolla bulaştığı için partneriniz ile cinsel temastan kaçınmalısınız.
  • Alternatif tıp ya da uzman bir hekimden bu konuda yeterli desteği mutlaka almalısınız.
  • Bilmediğiniz ya da kulaktan duyma bilgiler ile ilerlemek yerine uzman bir hekimden hastalık hakkında destek almanız daha iyi olacaktır.

Contagiosum Molluscum En Çok Hangi Bölgelerde Görülür?

Cildin her bölgesinde görülen bir hastalıktır. Özellikle çocuklarda el ayak bölgesinde sıkça rastlanır. Çocuk eğer küçük ise patoloji alındıktan sonra tedaviye başlanır. Bayanlarda genital bölgede sıklıkla görülen bir hastalıktır. Aklınıza gelebilecek her bölgede görülen bu virüs tedavi edilmediği takdirde 6 yıla kadar vücudunuzda gezmeye devam etmektedir. Sağlıklı hücrelerinize de zararı olan bu virüs her bireyin üzerinde titizlikle durması gereken hastalık grubundadır. Her bireyde farklı özelliklerde görülen bu virüs genellikle kırmızı ve kabarcık halindedir.

Bağışıklık sistemi çok iyi olan kişilerde dahi görülebilen bir hastalıktır. En güzel çözüm uzman hekim olmalıdır. Yakın çevrenizin önerilerine kulak tıkamanızda fayda vardır. Çocuklarda daha uzun kulakça süresi olan bu hastalığın tedavisi de bir hayli uzundur. Tam geçti derken tekrarlayıp psikolojinizi olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olduğu için mümkün olduğu sürece önlem almaya devam etmelisiniz. Herhangi bir kişi ile yakın temastan kaçınmanızda fayda vardır. Hastalığın daha kolay yayılım gösterip kısa sürede vücudunuzun birçok bölgesinde görülmesi sizin dikkat etmenize bağlıdır.

Her kabarcığın da Contagiosum Molluscum hastalığı olması mümkün değildir. Özellikle toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız tüm ihtimalleri düşünüp gerekli önlemleri almalısınız. Ellerinizi bol su ile yıkamak alınacak en güzel önlemler arasındadır. Bu hastalık dikkat edilmediği sürece yıllar boyunca sizinle beraber yaşamaya devam edecektir. Bu yüzden eğer ki geçmişte bu hastalıktan dolayı tedavi olduysanız yeni bir enfeksiyona yakalanmadığınız sürece bu hastalığı yenmiş sayılabilirsiniz. Tedavi yapıldıktan sonra tamam ben virüsü atlattım şeklinde bir düşünceye kesinlikle girmemelisiniz. Virüs tedavisi görseniz dahi büyük uğraşlar veren hücrelerinizin yeni bir enfeksiyona karşı direnci oldukça azdır. Bu yüzden de başka bir kişiden virüs almanız oldukça basittir.

Cinsel yolla bulaştıktan sonra virüsün vücudunuzdan tamamen gittiğinden emin olduktan sonra eşinizle cinsel temasa girmelisiniz. Aksi halde eşiniz de virüse yakalanması an meselesidir. Dermotolojik alanda da sıkça rastlanan bu hastalık için kesin tanı yöntemi biyopsidir. Lezyondan bir parça patoloji alındıktan sonra tedavi yöntemi belirlenmelidir. Bir hayli zorlu ve sabır isteyen bu süreçte beslenmenize de dikkat etmelisiniz. Hücrenizi yenileyecek antioksidanları bol bol tüketmelisiniz. Virüse karşı savaş açan hücrelerinizin de her koşulda sağlıklı olması gerekmektedir. Hastayı en çok yoran virüs grubunda yer almaktadır. Birçok konuda hastanın kendine dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle hijyen konusunda dikkat edeceği birçok nokta vardır. Hastayı psikolojik olarak olumsuz etkileyen zor bir hastalıktır. Bu dönemin daha sarsılmadan atlatılması için kişinin eşinin ve diğer aile üyelerinin motivesine ihtiyacı vardır. Sosyal ortamınızdan sizi soyutlayacak kadar zor olan bu hastalık için doğru hekim tercih etmenizin de önemi büyüktür.

 

 

Frengi Hastalığı

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Bu hastalığın diğer bir adı ‘sifiliz’ hastalığıdır. Cinsel yolla bulaşan, her yüz bin kişi içerisinde 2 kişide bulunan, kronik özelliklere sahip bir hastalıktır. Treponema Pallidum virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. 16.yy’da Asya ve Avrupa’yı tehdit eden ve çok yaygın olan bu hastalığa ‘frengi’ denilmesinin nedeni, o dönemde Hıristiyanlar arasında çok yaygın olmasıdır. Nikâhsız ilişki konusunda serbest davranan ve her türlü yanlış ilişkiyi uygulayan Avrupalılar, o dönemde Avrupa, Asya ve Afrika’yı kasıp kavuran silifiz hastalığına neden olmuşlardır. Denizcilerin gittikleri ülkelerde fuhuş yapmaları da etkili olmuşlardır. Ticaret gemileri, korsan gemileri ve diğer sosyal ilişki unsurları, bu hastalığın bir anda bütün Avrupa’yı sarmasına neden olmuştur. Osmanlı döneminde, bu hastalığın Osmanlı topraklarında yayılmaması için özel önlemler alınmıştır. Frengi hastalığının geçmişi ise, çok öncelere dayanmaktadır.

 

Ülkemizde de frengi hastalığında artış yaşanmaktadır. Bu hastalığın temelinde, yanlış cinsel ilişki yöntemleri bulunmaktadır. Anal ve oral seks olarak bilinen ve tamamen yanlış olan cinsel ilişki yöntemi, frengi hastalığının oluşmasında birinci derece rol oynamaktadır. Hamile anneden, bebeğe geçme olasılığı yüksektir. Bu nedenle, bebek ölümü gerçekleşebilir. Bebeklere geçebilen bu frengi hastalığına, ‘kontenijal sifiliz’ denilmektedir. Bu sifiliz yani frengi hastalığı doğuştan bebekte bulunmaktadır. Frengi hastasında, sinirsel sifiliz tutulumu gerçekleşirse, buna ‘nörosifiliz’ denilmektedir. Nörosifiliz, bu kategorideki en kötü sifiliz çeşididir. Bu çeşit, gecikmiş tanılarda, immun direnci baskılı ve HIV pozitif olan hastalarda görülmektedir. Sinir sistemine bağlı olan durumlarda, demans, tames dorsalis ve felç gibi hastalıklara neden olabilmektedir. Beyaz kan hücre artışına da yine nörosifiliz hücreleri neden olabilmektedir. Bu ciddi sonuçlarla karşılaşmamak için, frengi hastalığı için gerekli olan tedbirler alınmalıdır.

 

Frengi Hastalığının Belirtileri

 

Bu hastalıkta belli evreler vardır. Birinci evrede, ıslak, kırmızı ve etrafı belirgin ağrısız çıban şeklinde kendini gösterir. Bayanlarda, vajinanın dudak ve ağız kısmındaki frengi çıbanı, kısa zaman sonra geçer. İkinci evrede ise, el ve ayaklarda kaşıntısız dökülmeler meydana gelmektedir. Ateş, boğaz yanması, kilo kaybı, halsizlik, baş ağrısı ve lenf nodlarının büyümesi gibi belirtilerde görülebilir. Makatta da boyuna kırmızı bir çizgi oluşmaktadır. 3 veya 4 yıl süren bu durum, daha sonra saç ve kaş döküntüsüyle devam eder. Kondiloma latum denilen beyaz siğiller, erkeklerde cinsel organın torba kısmında, kadınlarda ise, dış genital alanlarda kendini göstermektedir. Bu evreden sonra artık sifiliz mikrobu vücudun birçok bölgesine dağılmaya başlar. 1-25 yıl sonra, son aşamaya gelinir. Bu süre elli yıla kadar çıkabilir. Bu süre, kişiden kişiye değişmektedir. Bu durum tamamen vücut yapısı ve frengi virüsünün yayılma kapasitesi ile alakalıdır.

 

İhmal edilen frengi hastalığı, ‘gom’ adı verilen şişliklere neden olur. Bu ‘gom’ adı verilen şişlik, kılcal damarlarda meydana gelen bir reaksiyondur. Menenjit, şiddetli ağrılar, felç ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilir. Tedavisi ihmal edilen sifiliz, kalp damar hastalığına, görme kaybına ve kemik sisteminde çökmelere neden olabilir. Bu zararlı etkilere maruz kalmamak için, belirtilerin meydana gelmesi durumunda, hemen bir uzman hekime başvurmak gerekir. Frengi hastalığı, ihmal edildiğinde ciddi sonuçlara neden olabilen hastalıklardandır.

 

Frengi Hastalığı Tedavisi

 

Bu hastalığın teşhisi, çıbandan alınan örneğin laboratuvar ortamında incelenmesiyle ortaya çıkar. Antikor araştırma işlemi yapabilen laboratuvarlar da, bu testi yapabilmektedir. Bu test sonucunda, kandaki frengiye neden olan virüsler teşhis edilir. Bu hastalıkta erken tanı gerçekleştiği zaman, tek dozlu uzun süreli penisilinler etkilidir. Geç kalınmış frengi tanı işlemlerinde ise, uzun süreli birden çok enjeksiyona ihtiyaç duyulmaktadır. Erken tanı, diğer hastalıklarda olduğu gibi, frengi hastalığında da çok önemlidir. İlerlemiş bir frengi hastalığı, birçok organa zarar verebilir. Frengi hastalığının meydana getirdiği bu zararın önlenmesi ise imkânsız hale gelebilir. Bu nedenle, frengi hastalığı şüphesi oluştuğu andan itibaren, hemen ilaç tedavisi için uzman bir hekime başvurmak gerekir. Doktor kontrolü, özellikle cinsel organında sifiliz (frengi) şankr olanlar için önemlidir. Onlar tek başlarına ilaç kullanmamalıdır. Cinsel organında şankr olan hastalar, doktor gözetiminde ilaç kullanması, tedavinin başarılı olmasında en önemli etkenlerden biridir. Tedavi başladıktan kısa bir süre sonra, frengi hastalığının bulaşıcı özelliği kaybolmaya başlar. Bu frengi hastalığının, İki yıla kadar tedavi süresi vardır.

 

Tedavi gerçekleştikten sonra, artık hasta kendisine daha çok dikkat etmesi gerekir. Doktor tavsiyelerini ihmal etmemelidir. Tedavi bittikten sonra, on gün süreyle cinsel ilişkiye girmemelidir. Bu süre zarfında, bu hastalığa yakalananlardan uzak durması gerekir. Hastanın eşinde de bu hastalığın olup olmadığını kontrol edilmelidir. Mutlu ve huzurlu bir aile yaşantısı için, bu testler çok önemlidir. Bu hastalık sadece eşleri etkilememektedir. Sağlıklı bir nesil için frengi hastalığı tedavisi ciddiye alınmalıdır. Doğacak bebeğin frengi (sifiliz) hastalığı ile doğmaması için, anne ve baba bu hastalık konusunda titiz davranmalıdır. Doktorun verdiği antibiyotikler düzenli olarak kullanılmalıdır. Antibiyotik tedavisinin başarılı olması, hastalığın erken teşhis edilmesine bağlıdır. Nörosifiliz kategorisindeki frengi hastalığı, bazen normal antibiyotiklerle tedavi olmaktadır. Günümüzde frengi hastalığının başka bir çeşidi olan nörosifiliz hastalığının azalma nedeni, antibiyotik kullanımının artmasıdır. Bu hastalıkla mücadelede, gerek alınması gereken tedbirler olsun, gerekse ilaç kullanımı olsun, uzman doktor tavsiyesi gereklidir.

 

Frengi Hastalığından Korunma Yolları

 

Sağlıklı cinsel yaşam, frengi hastalığından korunmanın birinci şartıdır. Lezbiyenlik veya homoseksüellik, kesinlikle uzak durulması gereken cinsel yöntemlerdir. Zührevi hastalıklarının birinci nedeni, doğal yoldan cinsel hayatın oluşturulmamasıdır. Bu konuda evlilik çok önemlidir. Yani bir kadın bir erkeğe bağlanmalıdır. Erkeğin de, ( 4 eşlilik veya tek eşlilik) dışında kalan bayanlarla ilişkiye girmekten kaçınması gerekir. Prezervatif kullanımı tavsiye edilse de, kesin çözüm tek eşliliktir. Prezervatif yüzde yüz koruma sağlamamaktadır. Ters ilişki olan ve bize göre yanlış olan oral ve anal seks cinsel birleşme yöntemleri, bu mikrobun oluşmasında etkilidir. Ayrıca tamamen yanlış olan ve her türlü mikrobun vücuda girmesine neden olan oral seks, bu hastalığın oluşmasında ve yayılmasında birinci etkendir.

 

Homoseksüel ilişkiler de birçok hastalığın nedenidir. Biseksüel ilişkiler, hayvanlarla gerçekleştirilen ve kesinlikle doğru olmayan sapık ilişkiler, sadece frengi değil, bilinmeyen birçok hastalığa neden olabilmektedir. Doğru olan evlilik hayatıdır ve doğal yoldan cinsel ilişkiye girmektir. Ayrıca, evlenmeden önce eşlerin frengi hastalığı konusunda gerekli testleri yapmış olması gerekir. Cinsel hastalığı olan eşler, tedavi olmadan düğün yapmamalıdır. Bu şekilde hem sağlıklı bir cinsel hayatınız olur, hem de ciddi hastalıklara yakalanma riskiniz çok daha düşük seviyelere gelecektir. Bu hastalık sadece cinsel ilişki yoluyla geçmemektedir. Öpüşme ve sifiliz hastasına ait özel eşyaların kullanılması ile de geçebilir. Bu nedenle, bu hastalığa yakalanan kişilerin eşyaları, hiç bir şekilde kullanılmamalıdır. Kullanıldığı zaman, bulaşma riski meydana gelir. Tuvalet adabı, el yıkama, tırnak kesme ve düzenli banyo yapma gibi temizlik işlemlerini, en uygun şekilde yapmak gerekir. Frengi hastalığının bakterileri, vücutta değişik yerlerde saklanabilir. Frengi hastalığının meydana getirdiği çıbanlar, bu hastalığın bulaşıcı olmasında birinci derecede etkilidir.

Genital Herpes

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Halk arasında uçuk olarak bilinen bu hastalık Herpes Simplex virüsünün vücuda girmesiyle oluşur. Ciltte içi su dolu kabarcıkların oluşumuna sebep olan bu virüs temas yoluyla bulaşmaktadır. Bu viral enfeksiyonun sekiz çeşidi bulunmakta ve en sık görülen üç çeşidine rastlanmaktadır. HVS 1, HVS 2, HVS 3 olarak bilinen bu çeşitlerden, HVS 1 ağız ve burunda görülmekte, genital bölgelerde HVS 2 görülmekte ve HVS 3’te zonaya sebep olmaktadır. Zonada içi su dolu kesecikler gözükmemekte kızarıklık ve iğne batması belirtileri oluşmaktadır. Cinsel yolla bulaşma oranının yüksek olduğu Herpes Simplex virüsü aynı havluyu kullanma ve el teması ile de bulaşmaktadır.

Genital Herpes Nedir?

Kadınlarda daha sık görülen bu viral enfeksiyon yakın temas ve sıklıkla cinsel yollarla bulaşmaktadır. Bu hastalık aktif cinsel hayatın başlamasıyla kendini göstermektedir. Bağışıklık sisteminin zayıf olduğu durumlarda ortaya çıkan HVS 2 enfeksiyonu olan kişilerin HIV testi yaptırması gerekmektedir. Araştırma sonuçları HVS 2 hastalarının HİV e yakalanma oranının arttığını göstermektedir. Genital bölgelerde, kasıklarda, vajina dış dudakları, penis, idrar yolu çıkışında ve anüs bölgesinde virüsün bulaşmasına zemin taşımaktadır. Herpes nöbetinin devam ettiği sırada cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Ağız içindeki yaralardan oral yolla virüs bulaşabilmekte, ilişki sırasında kondom kullanılması da yeterli olmamaktadır. Çünkü kondomun tamamen kapatamadığı alanlar da virüsün bulaşmasına sebep olabilmektedir.

Herpes Simplexin Belirtileri Nelerdir?

Bu virüs ilk bulaştığında insanlarda çoğu zaman herhangi bir semptom görülmemektedir. Semptomların ortaya çıkması kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Çok sayıda ağrılı yaralar oluştuğu gibi hafif kızarıklık şeklinde de gözükmektedir. Genital Herpes Primer ve tekrarlayan herpes olarak iki farklı formda görülebilmektedir. Primer enfeksiyonda belirtiler cinsel ilişki sonrasında 1-2 hafta içinde genital bölgede görülmeye başlar cilt kızarıklığı karıncalanma ve kaşıntı şeklinde görülür. 2-3 hafta içerisinde kabarcıklar patlayarak ağrılı bir süreç baş gösterir. Ateş, titreme, yorgunluk, kas ağrıları, bulantı, kusma ve lenf bezlerinin şişmesi de diğer belirtiler arasındadır. Bu açık yaralar bir süre sonra kabuklanmaya başlar ve kabukların dökülmesiyle iyileşme gerçekleşir. Ayrıca idrar yaparken yanma ve vajinal akıntılar da görülebilmektedir. Tekrarlayan Genital herpeste bu süreç hafif atlatılmaktadır. Hastalık 3 gün sürmekte ve hafif kaşıntılarla atlatılmaktadır. Genital Herpes cinsel organlarda kümeler halinde içi su dolu kabarcıklar şeklinde gözükmekte bu kabarcıklarla doğrudan temas virüsü bulaştırmaktadır. Ayrıca kişi bu yaralara temas etmesi halinde vücudunun başka yerlerine de bu virüsü bulaştırabilmektedir.

Genital Herpes Tanısı Nasıl Konur?

Bu virüse ait bazı karakteristik lezyonlar mevcuttur. İçi su dolu kabarcıklar herpesi tarif edebileceği gibi başka hastalık belirtileri de buna benzer olabilmektedir. Ayrıca herpes virüsü her hastada bu belirtileri göstermeyebilir. Bu nedenle test yaptırılmalıdır. Bunun için Virolojik ve Serolojik testler yapılır. Bu iki testte virüsün tespit edilebilmesi açısından önemlidir. Viroloijik testlerde lezyondan alınan kültür içi sıvı dolu kabarcık şeklindeyken alındığında daha net sonuç vermektedir. İlk üç gün içinde yapılır eğer virüs var ise 10 gün içinde üreyecektir. Serolojik testte ise kan alınmaktadır. Eğer vücutta virüs var ise virüse karşı savaşan antikorlarda kanda çıkacaktır. Bu da virüsün var olduğunun net göstergelerindendir. Bu virüsün var olması demek hastalığı bulaştıracağınız anlamına gelmektedir. Bu testlere tabi olanların CYBE testi yaptırmaları da gerekmektedir.

Genital Herpesi Tetikleyen Faktörler Nelerdir?

HVS 1 çocukluk döneminde geçirildiği gibi HVS 2 genelde 20 ve 30 yaşlarında ortaya çıkmaktadır. HVS 2 bağışıklık sistemin zayıfladığı zamanlarda açığa çıkar. Grip ve soğuk algınlığı bağışıklık sistemini zayıflatır. Bunun dışında fazla A vitamini, sigara ve alkol tüketimi, kişisel hijyen ve stres diğer faktörler arasındadır.

  • Risk Grupları Kimlerdir?
  • Yaşlılık
  • Birden fazla cinsel partner
  • Gelir düzeyinin düşük olması
  • Eş cinsellik
  • AİDS hastalığı taşıyanlar
  • Eğitim seviyesinin düşük olması.

Genital Herpesin Bulaşmasını Önlemek İçin Neler yapılmalıdır?

Her bulaşıcı hastalığa karşı etkili bir yöntem olan el yıkamak bu hastalığın bulaşmasını da engelleyecek faktörlerden birisidir. Lezyona temas etmiş elbiseler ve havlular başkalarıyla paylaşılmamalı, cinsel ilişki sırasında kondom kullanılmalı (kondomun kaplamadığı bölgelerde lezyon varsa bu yöntem de yeterli olamayabilir), hastalık süresinse cinsel ilişkiden uzak durulmalı, lezyona dokunulması halinde eller sabunla yıkanmalıdır.

Genital Herpesin Sebep Olduğu Sorunlar

  • Gebelik durumunda bebeğe geçme riski bulunmaktadır. Bebekte körlük ve beyin hasarı oluşabilir.
  • AIDS gibi hastalıkların önünü açar.
  • Çok sık görülmese de omurilikte enfeksiyon ya da menenjite sebep olur.
  • Ciltte tıkanıklıklara ve idrar yolu enfeksiyonlarına neden olur.

Genital Herpesin Tedavisi

Yapılan tedaviler virüsü yok edememekte, fakat hastalığın oluşumunu önlemekte veya etkilerini azaltmaktadır. Genital Herpes tedavisinde Primer enfeksiyonda Antiviral ilaçlar kullanılır bu ilaçlar herpes nöbetlerinin süresini kısaltır ve duyulan rahatsızlığı en aza indirger. İlaç kullanmaya rağmen kabarcık ve lezyonlar azalmıyorsa 5 günden fazla asiklovir tedavisine devam edilebilir. Herpes Simplex virüsü vücudu tamamen terk etmez virüs bir kez vücuda girdiğinde, ilk belirtileri 2-10 gün içerisinde gözükmektedir. Sinir sisteminde sakin olarak bekleyen bu virüs tetikleyici faktörlere bağlı olarak vücuda ilk girdiği yerde sulu kabarcık ve kızarıklık şeklinde tekrar kendini göstermektedir. Bu hastalık süresince bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek gerekmektedir.

Alkol ve sigara tüketimini bu sürede azaltmalı, stresten ve yorucu aktivitelerden uzak durmalı ve düzenli beslenmeye özen gösterilmelidir. Tekrarlayan enfeksiyonda bol su içerek idrar yaparken ağrının hafiflemesi sağlanmış olur. Anestezik içerikli kremleri yara üzerine sürerek acınızı dindirebilirsiniz. Lezyonların acısını hafifletmek için ılık banyo yapılması ve sonrasında iyice kurulanması gerekmektedir. Bir pamuk yardımıyla karbonat ya da mısır nişastası uygulamanız kaşınmaları azaltacaktır. Buz kalıpları kan akışını yavaşlatacağı için kaşıntı ve acıyı yok edecektir. Aloe Vera bitkisel çözüm olarak Genital Herpes tedavisinde kullanılmaktadır. Acıyı azaltır ve iyileşme sürecine yardımcı olur. Eğer herpes bir yılda 6’dan fazla tekrar ediyor ve sizi çok sıkıntıya sokuyorsa altı ay ya da bir yıl boyunca günde iki kez düzenli olarak asiklovir tablet kullanmanız gerekebilir. Baskılayıcı bu tedavi metodu ile virüsün partnerinize geçme olasılığı en aza iner.

Gebelik Dönemi ve Sonrasında Genital Herpes

Gebelik esnasında fark edilen Genital Herpes için öncelikle doktora müracaat edilmelidir. İlk herpes nöbeti ise bu bebek açısından tehlikeli olabilir. İlerleyen dönemlerde bu virüsle mücadele edecek antikorların annede oluşmaması bebeğe bulaşma riskini tetikler. Hamilelik esnasında nöbetlerin sıklığını azaltıcı ilaçlar anneye verilebilir. Doğum sürecinde bu hastalığın varlığı tespit edildiğinde veya şüphe duyulduğunda bebek sezaryenle alındığından doğum kanalındaki lezyonların bebeğe geçmesi engellenmiş olur. Genital Herpes öyküsü olan annenin suyu geldiğinde hastaneye gitmesi gerekmektedir. Doğum kanalında bekleyen virüsler açık olan vajinadan geçerek bebeğe ulaşabilmektedir. Doğum sonrasında annenin bebeğini emzirmesinde sakınca yoktur. Bu virüs anne sütünde bulunmaz ancak annenin göğsünde lezyon varsa bu yaralar kapanana kadar bebeği emzirmemesi doğru olacaktır.

Genital Uçuk

Hastalıklar | 21 Aralık 2017

Genital uçuk herpes simplex isimli bir virüsün sebebiyet verdiği viral ve kronik bir hastalıktır. Bu hastalık cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birisidir. Herpes simplex virüsü genital bölgeyi, rahim boynunu, dudak ve çevresini daha çok etkilemesine rağmen vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir.

Herpes Virüsü Çeşitleri Nelerdir

Herpes simplex virüsünün iki türü keşfedilmiştir. Bunların ilki “Herpes Simplex tip-1 (HSV-1)” virüsüdür. Bu virüs ağız ve dudak çevresinde oluşan uçuk ve sulu lezyonların sebebi olarak görülmektedir. Ancak son dönemlerde bu virüs sebebiyle de genital bölgede uçukların, kızarıklıkların ve sulu lezyonların ortaya çıktığı bulgularına rastlanmıştır. “Herpes Simplex tip-2 (HSV-2)” virüsü ise genital bölgedeki uçuklara sebep olan virüs olarak belirlenmiştir. Bu virüs aynı zamanda vücudun alt bölgelerindeki uçukların da sebebi olarak görülmektedir.

Genital Uçuk Görülme Sıklığı Nedir

Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre Amerika içinde tip2 herpes simplex virüsünün görülme olasılığı %20 olarak belirlenmiştir. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre ise tip1 herpes simplex yani ağız ve çevresinde görülen uçuk yüzdesi olarak %86, tip1 herpes simplex yani genital bölgede meydana gelen uçukların yüzdesi de %5 olarak belirlenmiştir. Ancak maalesef bu hastalığın ülkemizde ve dünyada görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.

Genital Uçuk Belirtileri Nelerdir

Genital uçuk hastalığının bu denli yüksek oranlara ulaşmasının sebebi hastalığın herhangi bir rahatsızlık vermemesi, normal bir uçuk gibi davranılması ve üzerine düşülmemesidir. Tip2 herpes simplex virüsü vücudumuza girdiği andan sonra sinir uçlarına yerleşerek vücudun zayıf bir anını bekler ve bu zayıf anda ortaya çıkar. Belirtileri ise genellikle genital bölgede kabarcık, kızarıklık, kaşıntı ve ağrı olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak bazen virüs bulaşmış kişilerde virüs herhangi bir etki yapmamaktadır. Bu kişilerin toplam hastalara oranı %20 olarak belirlenmiştir. Ayrıca virüs vücudunda olan kişilerin %60’ı da böyle bir hastalıktan dahi haberdar olmadıkları için vücutlarındaki lezyonları önemsememektedirler. Bunun bir diğer sebebi de bu lezyonların kalıcı olmamasıdır. Virüs vücuda yerleştikten sonra vücudun dengesini ve zayıf anını kollayarak ortaya çıkmakta, vücut dengesi tekrar sağlandığı zaman ise beklemektedir. Bu nedenle insanlar bunun normal bir durum olduğunu düşünmektedirler.

Tip2 herpes simplex virüsü genellikle hasta kişiye hasta olduğunu hissettirecek derecede sorun çıkartmaz. Ancak çok nadir durumlarda kişide genital uçuk atağı denilen bir atak geçirmesine neden olabilmektedir. Bu genital atakların ilki en sıkıntılı ve sancılı geçen süreçtir. Bu atak sırasında meydana gelebilecek belirtilerden bazıları şunlardır; vajinal akıntı, virüsün girdiği bölgede ülserleşme ve sarı kabarcıklar, yüksek ateş, idrar yaparken yanma, kırgınlık, halsizlik, virüsün girdiği bölgedeki lenf bezlerinde şişkinlik, kasık bölgesinde şişkinlik, iştahsızlık, genital bölgede şiddetli kaşıntı, kırmızı kabarcık ve sulu lezyonlar gibi belirtiler meydana gelebilmektedir. Bu atakların ilki çok ağrılı ve sancılı geçmekte ancak genellikle 20 gün sonunda kendiliğinden sona ermektedir. Atak geçiren kişilerin büyük bir çoğunluğunda atak sonucunda oluşan yaralar iz bırakmadan kapanmaktadır. Tekrarlayan genital uçuk ataklarında ise; uçuğun çıktığı bölgede ağrı ve kaşıntı, küçük sarı ya da kırmızı kabarcıklar, lezyon (yara) oluşumu, lezyonların iyileşmesi evreleri sırasıyla görülmektedir. Bu evreler içinde kabarcık evresinde iseniz idrarınızı yapmanız genital bölgede yanmaya sebep olabilir, yaralar tamamen iyileşene dek genital bölgede ağrı ve hassasiyet görülebilmektedir.

Genital Uçuk Ataklarını Tetikleyen Faktörler Nelerdir – Nasıl Çıkmamasını Sağlarız

Her insanın metabolizması birbirinden farklı olarak seyreder. Bazı insanlarda tip2 herpes simplex virüsü kanda uyuyarak ömrünü geçirirken bazı insanlarda ise ayda bir ortaya çıkmakta ve rahatsızlık vermektedir. Peki bu virüsün ortaya çıkmasını tetikleyen şeyler nelerdir? Öncelikle söylememiz gereken şey virüsün vücut direnci ile doğrudan bağlantılı olduğudur. Ancak genel geçer gerçek olarak söylenebilecek tek şey bu uçukların şiddetinin azalma eğiliminde olduğudur. Her seferinde bir öncekinden daha az ağrılı ve sancılı bir genital uçuk süreci geçirirsiniz.

Tip2 herpes simplex virüsünün ortaya çıkmasını tetikleyen ve etkileyen faktörler olarak ise; aşırı yorgunluk ya da uykusuzluk kaynaklı fiziksel stres, depresyon kaynaklı duygusal stres, farklı bir hastalık tarafından bağışıklık sisteminin baskılanması ve işini yapamayacak duruma gelmesi sayılabilir. Ayrıca  genital organ derisinin ya da uçuk çıkan yerlerin çevresinin tahriş olması ve derinin bütünlüğünün bozulmuş olması, cinsel ilişki ya da mastürbasyon sonrası deride sürtünme kaynaklı deri bütünlüğünün bozulması, aşırı alkol tüketimi, virüsün vücuda girdiği bölgenin uzun süre güneşin ultraviyole etkilerine maruz kalması, uçuğun meydana geldiği bölgedeki kılların jilet vasıtasıyla temizlenmesi (bu işlem deri bütünlüğünü bozacaktır) gibi şeyler gösterilmektedir. Ayrıca kadınlarda meydana gelen menstrüasyon dönemi (adet dönemi), hamilelik, hormonal dalgalanmalar gibi sebeplerle de virüs tetiklenebilmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda virüsü tetikleyen bazı besin maddelerine de rastlanmıştır. Özellikle L – arginin (arjinin) içeren besinlerin virüsün çoğalmasına hızlandırıcı etki ettiği ve virüsü desteklediği bulgusuna ulaşılmıştır. L – arginin içeren besinlerin bazıları; ceviz, badem, kaju, yer fıstığı gibi kuruyemişler, kepekli ekmek, yulaf, esmer pirinç, unlu mamüller, çikolata, kafein bakımından zengin içecekler gibi besinlerdir.

Genital Uçuk Nasıl Bulaşır

Herpes Simplex tip-1 (HSV-1) ve Herpes Simplex tip-2 (HSV-2) aynı şekilde bulaşmaktadır. Bu virüs genellikle görünür durumdaki uçuk ve lezyonlarla doğrudan temas yoluyla bulaşmaktadır. Bu sebeple kendinizde ya da partnerinizde herhangi bir uçuk ya da lezyon gördüğünüz durumlarda enfeksiyon bölgesiyle temastan kaçınmanız bulaşmayı önleyecektir. Virüsün her iki çeşidi de genellikle; korunmasız (prezervatif kullanmadan yapılan) cinsel ilişki ile, dudak ya da ağız çevresinde uçuk bulunan bir kişiyle yakın temas (uçuğa dokunmak, öpüşmek) sebebiyle, genital bölgede uçuk varken cinsel ilişkiye girilmesi gibi sebeplerle bulaşmaktadır. Ayrıca genital uçuk bulaşma riskinin en yüksek olduğu dönem uçuğun net olarak görüldüğü, uçuğun çıkma sinyalleri verdiği, uçuğun tamamen iyileşmesine kadar geçen süreçtir. Elbette ki virüsün başka herhangi bir belirti göstermemişken bulaşma ihtimali de vardır ancak bu oldukça düşük bir ihtimaldir. Ayrıca bazı kaynaklarda belirtildiği gibi umumi tuvaletlerden bu virüsü kapmak olası değildir. Çünkü virüs dış dünyada oldukça savunmasız durumunda olduğu için etkinliğini kaybedecek ve bulaşma riski olmayacaktır. Virüsün bulaşması için doğrudan temas şarttır.

Genital Uçuk Tedavisi

Genital uçuk için bilinen herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Uçuk çıkmasını engellemek için uçuk çıkmasını tetikleyen faktörler de göz önüne alındığında stres yapılmaması, vücut direncinin sağlam tutulması, uçuk çıkması muhtemel yerlerdeki deri bütünlüğünün sağlanması gibi önlemler alınabilmektedir. Ayrıca bu viral bir hastalık olduğu için doktor kontrolünde alınacak antiviral ilaçlar da uçuk çıkmasını engelleyebilecektir. Direnç sağlamak ve antiviral ilaç kullanmak dışında 2017 yılının son çeyreğinde meydana gelen gelişmeler sayesinde bir aşı üretiminin yapıldığı bilgisi gelmektedir. Bu aşı ülkemize ne zaman gelir bilinmez ancak alınan bilgilere göre yılda bir kez kullanıldığı taktirde virüs sanki vücudunuza girmemiş gibi etki edeceği yönündedir. Ayrıca hastalık sizde yoksa bile bu aşıyı kullanmanız ve sağlığınızı garanti altına almanız son derece önemlidir.

Page 1 of 21 2
  • Merhaba dünya!

    by on 3 Aralık 2017 - 0 Comments

    WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!

  • Granuloma İnguinale

    by on 21 Aralık 2017 - 0 Comments

    Donovanoz olarak ta bilinen granuloma inguinale daha çok az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Bakterilerin yol açtığı bir hastalık olarak tanımlanabilir. Bu ala...

  • Trikomonas Hastalığı

    by on 21 Aralık 2017 - 0 Comments

    Yaygın hastalıklar arasında yer alan ve cinsel yolla bulaşan hastalığa verilen isimdir. Bu hastalık Trichomonas vaginalis adı verilen bir parazit sonucu bulaşan...

  • AIDS Hastalığı

    by on 21 Aralık 2017 - 0 Comments

    Halk arasında AIDS olarak bilinen HIV virüsü cinsel yollarla bulaşan hastalıkların başında yer alır.  AIDS hastalığı en sık cinsel yolla bulaşır. AIDS toplumda ...

  • Hepatit Nedir, Belirtiler ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    by on 21 Aralık 2017 - 0 Comments

    Karaciğerin iltihabı sebebiyle ortaya çıkan hepatit B hastalığı cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Karaciğer bir insan hayatı için oldukça önemlidir. Vücudum...